Browsing archives for 'Felsefe'

Fizy vakası! Kim Haklı?

Felsefe,Yaşam 30 Aralık 2010 | 2 Comments

Fizy vakası! Kim Haklı?

Beni takip edenler bilir, her zaman “yapıcı” ve bir sorun sunduğumda elimden geldiğince çözüm de sunarım kendimce ve girişimcilere her zaman destek olurum.

Fizy 2 gün önce kapatıldı, daha doğrusu ülkemizden erişimi mahkeme kararı ile engellendi. Hesabım var ama takip ettiğim bir servis değildi. Türkçe müzik çok fazla dinlemiyorum. Yabancı müzikte de daha çok Jaz ve Klasik dinliyorum. Bunlar için bana musicovery.com yetiyor.

Mashable oylamasında fizy’e oy verdim ve facebooktaki listemi de davet ettim. Zaten bu olayın farklı yönü. Olayın ardından önce Müyap bir açıklama yaptı. Ardından Fizy kurucusu Ercan Yaris blogunda bir açıklamada bulundu. FriendFeed,twitter ve facebook’ta konu her boyutu ile tartışıldı.

Özellikle friendfeed’deki tartışmalarda olay öyle ağlamaklı bir noktaya geldi ki, ben ve benim gibi düşünenler Mu-Yap taraftarı haline getirildik. Elma veren ağacı taşlar olduk. Teknolojiden anlamaz olduk! Üstüne twitterda Mü-Yap adına fake hesap açıldı; buna da hemen atlayanlar oldu, tartışma alevlendi.

Ben melankolik bir aile ortamından ve çevreden geldim. Ama bu ülkenin kanunları çerçevesinde medeni okullarında eğitim aldım ve bilimsel düşünme tarzını da her zaman benisedim. Olaya verilen duygusal tepkiler her ne kadar muhabbet için hoş olsa da Fizy gibi bir girişim adına yararlı değil.

Bir çok medya bağlantılı teknoloji editörleri “Sansür” adı altında olayı değerlendirdi ve olay en sonunda fizy’nin kazandığı ödül işaret edilerek “Dünya’ya rezil olmamıza 8 gün var!” başlığına kadar gitti.

Öncelikle fizy benim gözümde baştan Google satın alıyor yalanı ile büyük itibar kaybetti. Yalancı çoban misali bunu aklımdan çıkaramadım. Ben bu tarz söylentilerle bir yere gelen kişi ve kuruluşları asla tasvip etmedim, edemedim; kanıma dokunuyor. Sonra yasal yayın yapıyoruz dediler youtube vs den çektikleri müzikleri yayınladılar.

Neyse bunlara rağmen teknik anlamda başarılı bir çalışma ile uluslararası standartta bir iş haline geldi, son şekli ile. Yapılan açıklama ve toplantılardan fizy’nin maddi sıkıntılar nedneiyle borcunu ödeyemediği ve kendi iş modeline uygun lisans anlaşması yapamadığı ortaya çıktı.

Öncelikle fizy girişimci, desteklenmeli, ayrıcalık sağlanmalı gibi söylemleri çok sloganca buluyorum. Ek olarak fizy yine Türklerin sayesinde aldığı ödülü kazanamasa idi bu yapılanlar meşru mu olacaktı?

Olaya sansür gözünden bakılması ve yapılan “resmi” açıklamaları holiganca hiçe sayıp saçmalamak üniversite okumuş, bir iş yöneten insanlara yakışmıyor. Kabul edilebilir doğrularla yaklaşıp Fizy yetkililerinin duygusal tahriklere gelip bu ülkenin adını karalamaya yönelik  söylemlerden kaçınmalarını sağlamak gerekir. Kendilerine ödül aldınız ama ülkenizde yasaklısınız dendiğinde, çeşitli lobilerin istediği gibi değil, kendi yönetim zaafiyetlerinden doğan hatayı kabul ederek bu ülkeye bağlılıklaırnı göstermeliler.

Fizy teknik olarak güzel bir noktaya geldi, ekibi kutlamak gerek. Ama yönetimsel anlamda bir başarısızlık olduğu ortada.

  • Ercan Yaris, kendi yaptığı açıklamada reklam almadıklarını söylüyor ve kullanıcıyı rahatsız etmek istemediklerini belirterek duygusal bir yaklaşım sergiliyor. Benim kullandığım tüm servislerde reklam var ve ben bundan rahatsızlık duymuyorum. Reklam almamak bir seçenek değil. Site fizy.org değil, fizy.com
  • Olay ilk başta bizim borcumuz yok, tüm makbuzlar bizde ile başladı ama sonra borçlarının olduğu ortaya çıktı. Burada kamuoyunu, yine bir kaç sosyal medyacı! arkadaşlarının duygusal desteğine kapılıp yanlış yönettikleri görülüyor.
  • Tüm bunlara rağmen masaya tekrar oturan kendileri oldu. Doğru yaptılar tabi ama kamuoyunu yanlış bilgilendirdiler.

Buradan çıkacak bir çok ders var. Ülkemizdeki girişimciler adına bunları iyi analiz etmek gerek.Yönetim, duygusallıktan uzak gerçekler üzerine kurulu bir iştir. Özellikle ülkenin kanunlarında gedik açmaya çalışarak bir girişim olmaz. Bu ülkede youtube kapalı kaldı 2+ sene. Yakın geçmişi unutmamak gerek.

Her girişim para kazanmak için yapılır. Hayır işleri derneklere ve devlete ait bir faaliyet alanıdır. Bu gerçeği herkes bilir ama unutmamakta fayda var.

Friendfeed’de çeşitli kanuni yollarla fizy’nin yapabileceklerini sıralayanlar oldu. Bunları umarım dikkate alırlar.

Son söz olarak Ercan Yaris’e seslenmek istiyorum: Lütfen benim verdiğim oyla Amerika’ da bu ülkenin adını lekeleme! Bir an önce ticari problemelerini çöz ve gönül rahatlığı ile ödülümüzü al gel!

Tagged in ,

Bu Dünyada Artık Mucize Yok

Felsefe,Yaşam 23 Mayıs 2009 | 1 Comment

Bu Dünyada Artık Mucize Yok

Çocukluğumuzda TV hayatımızda başka dünyalara açılan bir pencere gibiydi. Artık TV bir kesimi hiç bir şekilde mutlu etmiyor. Sinema ve internetten indirip izlediğimiz yabancı diziler, yapımlar benliğimizi her şekilde ele geçirmiş görünüyor.
İzleyince uçanı kaçanı olmayan, fastastik, sihir ve olağanüstü güçler içermeyen bir yapım yok gibi. Bırakın gençleri bizler bile bu tembellik içinde hayatımızı geçirip gidiyoruz.

Başka bir boyutta yaşar olduk. Gerçeklikten uzak… Ki gerçekliğe bakınca insanlar bir kaos görür oldu… 3-5 sene önce yaşanan olayların bile bir netliği kalmayınca kimi insanlar, onlarca binlerce yıl önce yaşanan her türlü dini, bilimsel ve diğer tarihsel gerçekleri yok sayarak elde edilen bilimsel ve felsefi birikimi yok sayıp bir sapkınlık ve meydan okuma içine düşebiliyorlar. Bu tıpkı uykuda olan birinin rüya görmesi, havanda su dövülmesi gibi… En büyük hazinemiz olan beynimizin kullanılmaması….

Şöyle bir sahile inip baktığımzda ne görüyoruz. Sağa sola giden insanlar. Dondurma yiyenler… Çay içenler… Parkta oynayanlar… Sıkıcı bir dünya… Bir sessizlik…..

Çoğunun sorunu ekonomik, diğerlerininde ya ailesel ya da eşi  dostu ve sevgilisiyle yaşadığı ceviz kabuğunu doldurmayan ama zamana bu kabuklarla yaptıkları kaldırımlar…

Bu yabancı yapımlar o kadar içselleştirildi ki gerçek mucize ve yapıma ayıracak zaman kalmadı.

Hayat artık tek düze bir hal almışken ekonomik gücüne göre insanlar kendilerine mucizeler aramaya başladı. Kimi uyuşturucu madde kullanıyor kimi türlü türlü zevkler peşine düşüyor, kimi sadece yabancı dizilerin pençesinde kıvranıyor.

Atalarımızın verdiği destansı! mücadeleler gözümüze sadece bir mahalle kavgası gibi geliyor. Ve neredeyse onlardan utanır olduk.

Bu şu noktaya geldik: BU HAYATTA ARTIK MUCİZE YOK!! HERŞEY ÇOK SIRADAN….

Mucize çıtamız yabancı yapımlar ile o kadar yükseldiki artık şimdiki zamanda yaşamıyor gibiyiz. Artık bir uzay gemisi gelip İstanbul üzerinde açık ve net bir şekilde durmadıkça mucize görmemiş ve hayatımız tek düze olacak. Artık kelimelerin anlamalarını kafamıza göre küstahça o kadar değiştirir olduk ki, acıyı ve sevinci anlatacak yeni kelimelerimiz kalmadı. Evet bu dünyada mucizeyi biz kendimiz yok ettik. Ki ben bunu zamanın sihirbazlarının bu dünyada yaşayan gerçekliğin farkında olan ve dünyayı içten içe gizlice yöneten bir takım grupların adına yaptığına inanıyorum.

Evet! evet bu dünyada hala sihirbazlar var…. Hem de eskisine nazaran daha kuvvetli ve güçlüler…

Geçmiş çağlara ait kitaplara baktığımızda nedir mucize:

-1 aylık yolu bir kaç saatte gitmek
-Uçmak
-Kaybolmak
-Uzaktaki insanlarla iletişime geçmek(telepati)
-Yanımızda olmayan insanların görüntülerini görmek
-Ölüleri diriltmek!

bir düşünün bu muzilerin hepsi şu an sıradan şeyler…. Hergün gördüğümüz sıradan olaylar.

O nedenle artık kesmiyor bizi… Ve bizi mutlu etmedikçe bu mucizeler, giderek daha sapkın bir şekilde kendimize ve gezegenimize işkence yapmaya başladık. Bunu daha da hızlandıran yukarıda bahsettiğim gibi kimi insanlar adına çalışan çağımızın sihirbazları : sinema & dizi sektörü.

Bizi varolmayan bir gerçeklikte yine onların deyimi ile bir “matrix” de yaşatmaya çalışan çağımızın sihirbazları, her zamankinden daha güçlüler.

Bu gerçeklikten koptukça bir ottan öte geçemeyeceğimiz açık ve net. Bu rüya daha ne kadar devam edecek..

 

(devam edecek)