Browsing archives for 'Genel'

Esnaf Memnuniyeti Veremeyen Holdingler?

Genel,Yaşam 8 Mayıs 2011 | 0 Comments

Esnaf Memnuniyeti Veremeyen Holdingler?

Turkcell, Digiturk….

Bir çok olay yaşandı detayına girip kişisel ruh halimi bozmak istemiyorum. Yaşanan saçmalıklardan ötürü Digiturkü iptal ettirdim hem de ceza ödeyerek. Hızımı alamadım Turkcell hatlarımı da iptal ettirdim, yine ceza ödeyerek.

Yüzüme telefon kapatan çağrı personeli yapısına ihtiyaç duyan bir firma ile hizmet ilişkisi içinde olamam. Taahüt aldatması müşterileri kıskaca almış. Karşı operatörün/rakibin yapacağı kampanyayı duyan firma şişirdiği fiyat üzerinden indirim yaparak müşteriyi bağlamaya, taahüt bitiş zamanı çaktırmadan kullanmayacağı özellikler sunup uyutmaya devam ediyor.

Çağrı merkezleri ve canlı destekler firma için bir müşteri hizmeti değil, “müşteriyi şirkete bulaştırmama” hizmetidir!

Eğitimsiz buldukları insanları sadece telefon çaldığında karşılarına gelen formdaki bilgiler ölçüsünde bilgilendiren bir “müşteri hizmetleridir”

Dahası yok…

Çözüm yok…

Artık koskoca! bir Turkcell vs mahalle bakkalı kadar bir müşteri hizmetleri sunamıyor. Ayıp, yazık.

Son yıllarda ani bir büyüme içine giren teknoloji firmalarından da aynı yolda gidenler var.

Limango, grupanya,yakala.co….

Akıllarını başlarına alsalar fena olmaz….

Söylenecek çok şey var ama zaten bu firmalar hepsi patron,teknik ekip ve şirketle ilişkisi olmayan çağrı merkezi elemanlarından oluşuyor. Müşteri ilişkileri departmanları YOK.

-son

Tagged in , , ,

Müşterisini unutan bir firma: Limango

Genel,Ürünler 17 Aralık 2010 | 2 Comments

Müşterisini unutan bir firma: Limango

Twitter’ da gördüğüm  “Markafoni’ den ürün gelinceye kadar ne aldığımı unutuyorum” ifadesine atıfta bulunarak, limango’ dan ne aldığımızı unuttuğumuz, eşimin bana aldığı bir Slazenger spor ayakkabı bugün elimize ulaştı. Paketi alır almaz problemler başladı. Aşağıda fotoğrafını göreceksiniz kutu berbat bir halde. Yırtık, özensiz… 41 numara verdiğim siparişte gelen ayakkabılardan biri 42, diğeri 44. Ben bir alaka kuramadım. Ben de e-ticaret sektöründe çalışan ve müşterimizin üzerine titreyen biri olarak çok sinirlendim. FF,twitter ve facebook sayfalarına konuyu taşıdım. Site üzerinden mesaj gönderdim. Limango anadolu yakasında Paladium’da. Bir telefon buldum ama saçma sapan bir mesaj sistemi çıktı.

Netice beni telefon ile aradılar ve Yurtiçi Kargo ile ödemeli göndermemi, 1 hafta içinde de yenisinin gönderileceğini belirttiler. Bana gelen hatalı ayakkabılara bakarsak en az 2-3 kişiye daha yanlış ayakkabı gitti.

Bazen arkadaşlarla oturur konuşuruz. E-Ticaret anlamında ne yapılabilir farklı. Bence uçup kaçmaya gerek yok. Adam gibi müşteri memnuniyeti sağlansın yeterli olur. Ek olarak limangonun twitterda şikayetleri pek takmadığına şahit oldum. Ama nedendir bilinmez her yere konuşmaya limango CEO’su Gülfem Toygar gidiyor. Emin olsun bir sonraki ilk karşılaşmamızda bu çirkin durumu kendisine soracağım…


Tagged in ,

Freelance Başarılı Proje Bitirme Formülü

Genel 8 Aralık 2010 | 6 Comments

Freelance Başarılı Proje Bitirme Formülü

Çok uzun yıllar freelance çalıştım.

Başarılı ve başarısız bir çok projem oldu. Ülkemiz şartlarında her iki tarafta da problemler olduğuna inanıyorum. Müşteri etkenini saymazsak 100 birim, zaman verilen bir projenin başarılı olması için kritiğini yapalım.

100 birim zaman için var olan durum:

Boşa geçen zaman/Para hayali: 40 -60 birim

Kodlama: 50-30 birim

Müşteri isterleri ve düzenlemeler: 10 birim

Yeniden düzenleme ve kodlama: 25-60 birim

Burada projenin başarısız olmasını (aslında verilen 100 birimlik süre içinde bitmesini başarı şartı olarak alıyoruz) engellemek imkansız. Çünkü müşteri dönüşleri kaçınılmaz şekilde proje süresini en az %25 uzatacaktır. Bu da artan stres ve sabırsızlığı körükleyerek problemlere ve dolayısıyla sistemin çökmesine neden olacaktır.

Tecrübelerime göre ideal hareket planı şu olmalı:

1. Müşteri isterleri : 25 birim

2. İş süresinin ilk %20 lik diliminde 40 birim kodlama.

3. Kodlama: 20 birim

4. Müşteri sunumu ile yenilenen isterler: 15 birim

Bu planda bir uzama olması sadece müşterinizin yeni hayalleri ve sizin ona alet olmanız ile doğru orantılıdır. Buradaki en temel başarı kriteri bir projeyi aldıktan sonraki %20′luk dilimde kodlamanın büyük bir bölümünü yapmanız. Örneğin 30 günlük bir işte ilk hafta kodlamanın %40′ı tamamlanırsa başarısızlık söz konusu olmaz. Bu plan dahilinde kendinizden kaynaklanacak problemlerin %80′ nini devre dışı bırakmış oluyorsunuz.

Ek olarak tüm müşteri isteklerini toplantıdan sonra yazılı olarak e-mail yolu ile göndermek  büyük avantaj sağlayabilir.

Müşterisini Unutan Firmalar 2 : Backup, Turkcell

Genel,İnceleme,Yaşam 17 Ekim 2010 | 5 Comments

Müşterisini Unutan Firmalar 2 : Backup, Turkcell

Uzun zaman önce bir makale yazmıştım. Backup ve Dr. Backup ile bazı aksaklıklar yaşamıştım. Makalemden bir süre sonra Dr.Backup’tan arayıp üyeliğimi yazdığım yazı nedeniyle iptal edeceklerini belirttiler. Ben de kabul ettim ve ödememi istedim. Ama daha sonra farkedebildiler ki ben zaten üyeliğimi yenilememiştim:) Böyle bir sistemleri vardı yani. Ben de bunun üzerine standart Backup üyeliğimi iptal ettirdim ve paramı geri aldım.

Kısa bir süre önce Backup’tan bir müşteri temsilcisi kadın aradı. Geri çevirmek istemedim ve dinledim. Uzun uzun. Benim dosyamla uzun uzun ilgilendiğini beni tekrar geri kazandırıp VIP üye yapmak istediğini belirtti. Yeni hizmetleri saydı! Aslında yeni bir hizmet yoktu. Araç ile ilgili yol yardım seçeneklerini anlatırken nasıl olduysa benimle aynı markayı kullandığını ve yakın bir zamanda bana bellirttiği hizmetleri aracı bozulduğu için kullanmak zorunda kaldığını belirtti. Burası biraz şüpheli geldi bana!

Havaalanı seçeneklerini, özel indirimleri vs. sıraladı. Aslında değişen bir şey yok. Sadece daha iyi hizmet vermek için bir şans daha istiyorlardı. Ben dosyayı göndermelerini küçük yazıları okumak istediğimi söyledim. Fakat arkadaş yaptığı teklifin ancak konuşmamız süresince geçerli olduğunu belirtti. Komik değil mi bu Backup? Ben ve eminim çoğu insan böyle bir zorlamaya gelemez. Ben bir daha aramasınlar diye ya da telefondaki kızın şüpheli olmasına rağmen konuşmasına kanıp sözleşmeye onay verecek bir insan değilim. Nasıl böyle biri olmamı beklersiniz? Şaşıyorum….

Neticede tekrar aranmayacağımı belirterek kapattı. Aslında yapmaları gayet basitti. Benim hoşnut olmadığım noktaları iyi analiz edip bu konudaki gelişmeleri anlatmalıydılar. Madem kendilerine güveniyorlar 1 senelik üyelik versinler ben de onlara daha fazlasıyla geriye döneyim. Ama şunu belirtmek isterim bu ancak bu servisi kullanmayanları belki ilk izlenimin sarhoşluğuna kapılanları memnun eder. Ben üyeliğimin sonuna doğru backuptan hiç memnun değildim.

En son 1 yaşına giren kızım için “1″ şeklinde bir mum istedim. Bana önce bulamadıklarını ardından bostancı-küçükyalı civarında bir pastahanede olduğunu söylediler. Soruyorum denizdeki gemilere botlarla içki gönderdiğini söyleyen, bilmem hamburgerleri kilometrelerce taşıyan bir backup 10-15 km yoldan bana bir mumu neden getiremedi. Bu konuyu son arayan kadına söylediğimde görmediğini belirtti. Benim dosyam üzerinde çalıştığı halde!

Backup hakkında son sözüm: Müşterisi hakkında hiç bir şey bilmiyor!

Gelelim Turkcell’e. Bir kaç gün önce friendfeed’de bir yazı yazdım. Ve müşteri hizmetlerine bu linki yolladım.

Benim durumum şu: Bu hattımı 2-3 sene önce aldım. Bir kaç yıl sonra kurumsal hatta geçirdim; ortak olduğum bir firma üzerine. Sonra Turkcell’in çok kötü hizmeti ve hiç bir kampanyadan yararlanamamam üzerine 2010 Nisan’da tekrar üzerime aldım ama atla karayı seçtim, resmen anam ağladı. Burada bir parantez açıp belirteyim Turkcell İletişim Merkezlerinde çok bilgisiz elemanlar var!

Nihayetinde hattıma kavuştum ve Gold pakete geçip ayda 120-150 arası bir fatura ödemeye başladım. Yani son 6 aydır 700-800 tl fatura ödedim en az. Tabi ilk geçtiğim ay, çift fatura ödeme durumunu saymıyorum. Yani hem kurumsal üyelik parasını hem de yeni geçtiğim tarife ücretini ödedim.

Sindirdik….

iPhone4 için başvurduğumda Turkcell’in gelişmiş sistemi onay vermedi. TİM’deki arkadaş şöyle bir çözüm buldu: İlk 12 ay kredi kartına taksit yapacak ve benim çiftçi paketine abone edecekti. Böylece aynı fatura tutarına gelecekmişim. Yani GOLD pakette iken çiftçi paketinde olacaktım. Kafama taklılan sorular:

1. Neden çiftçi paketine geçiyorum. Ben çiftçi miyimn?

2. Neden KK ile ödüyorum. Senelerdir sana dünya kadar para bayılmışım. Eşimin telefonunu dahi Turkcell’e geçirmişim!!

Neticede bir sinirle çıktım. Vodafone’da olayı araştımdım. Son fatura tutarımın 75TL ve üzeri olması yeterliydi iPhone4 almak için. Ama cihaz bitmişti. Bekliyorum. Turkcell bir kaç gün sonra aradı ama bir sonuç çıkmadı. Beni çiftçi paketi alabilecek bir müşteri yerine dahi koymadığını gösterdi. Bir süre daha bu aşağılanmayı kabul edeceğim. Kabul edeyim ki iyi bir ders olsun bana.

Ek olarak Vodafone çekmiyor vs gibi yalanlara kanmayın. Mercedes ile BMW olarak düşünün. Tek farkı Turkcell biraz daha medyatik ve bunu faturalara yansıtıyor. Eğer dağ başına çıkmayacaksanız Turkcell’den uzak durun.

Tagged in , ,

Internetten Gelir Elde Etme Yolları – 1

Eğitim,Genel 17 Ekim 2010 | 1 Comment

Internetten Gelir Elde Etme Yolları – 1

Internet varolalı herkesin ortak düşüncesi bundan para kazanmaktır. Evet şu an “fırsat” anlamından öte artık bir meslek dalı, iş alanı olarak internet hayatımızda var ve para kazanılabiliyor. Bu kazanç fabrika ve market zincirleri ile boy ölçüşebilecek seviyede.

Ülkemiz ekonomik ve toplumsal şartlarında bazı kısıtlamalar olsa da gelişen yönümüzle, ilerisi çok açık bir pazarız. Internet üzerine hayal kuranlar için ise çok büyük fırsatlar var ama riskli ve uzun soluklu davranmaya hazır ve cesaretli olmakta fayda var. Baştan belirtmekte fayda varInternet üzerinde yapılan hiç bir işin 1 gün sonra hayallerinizi gerçekleştirme şansı yok. Öncelikle 15-18 ay arası bir süreyi göze almak kesinlikle gerekiyor. Bu nelerin yapılıp nelerin riskli olduğu ile alakalı bir fikir verebilir.

Ortak Kurallar

Ülkemiz bence hala tüketim tarafında internet üzerinde. İşte bu nedenle dünyanın internet devleri Amazon,Facebook,MySpace ülkemize yeterince yatırım yapmıyor. Ürettiğimiz değer gerçekten çok sınırlı kalıyor. Öncelikle ister ürün satalım ister blog yazalım ya da başka bir şey, kaliteli bir içerik üretim internet alemine bir değer katmamız gerekir. Nasıl ki biz kendimiz en basit bir aramada dahi kaliteli siteleri tercih ediyoruz, bunu üretirken de dikkate almalıyız.

Sanal ortam da olsa internette yine insanlarla bir aradayız ve artık bildiğimiz ticaret kuralları işliyor. Kanunlar her iki taraf içinde var. Ürün satmaya kalkışmadan önce ticari yönünüzü iyice pişirmelisiniz.Müşteri memnuniyeti esas alınmalı.

Amatörce

İster ev hanımı olun, ister öğrenci ya da çalışan olun başlangıçta çoğu kişi internete gözünü dikip para kazanma anlamında fırsatlar arar. Muhtemelen hepsi başarılı olur; ancak sonuna kadar gidebilirse. Dediğim gibi bu uzun süreçli bir iş. Paranız olmasada, zaman ve emeğinizi bolca yatırmanız gerekmektedir. Nasıl olsa bir gün geri ödeme zamanı gelir. Şu günler adına konuşursak internetin bedava algısı kalkmak üzere. Evet hatırlarsanız internetten her şeyi her zaman bedava elde etmenin yolu olduğunu düşünürdük. Mp3′lerden ödev içeriklerine, yazılımlara… Ama artık bu bilgi karmaşası içinde daha profesyonel servislere para yatıranların sayısı hızla artıyor. Amatör ruhunuzu şekillendirirken aklınızda bunlar olsun.

e-Ticaret

Amatör olarak sahibinden.com, takipet.com ya da gittigidiyor.com üzerinde çevrenizden edineceğiniz 2.el eşyaları ve ürünleri satıp hep e-ticarete ısınıp hem de gelir elde edebilirsiniz. Tabi bir süre sonra elinizde satacak ürün kalmazsa piyasayı iyi takip edip fırsat ürünlerini önce siz alıp bir miktar kar ile satabilirsiniz.

Editörlük/Bloggerlık

Son zamanların yükselen trendi. Makale yazarak para kazanma şansı. Ama unutmayın herkes bu şekilde bir yol izliyor ve görüyorum ki çoğu başarısız. Başarısızlığın ana nedenleri, özgün olamama, çalıntı içerik, içerik sürekliliğinin devam ettirilememesi, sosyal medya araçlarının yeterince kullanılamaması, gerekli zamanın ayrılmaması.

Ben burada direk şu konu hakkında yazın ya da bir şekilde içerik üretin demiyorum, ancak zamanı iyi takip edip, çevrenizdeki unsurlarla birleştirebilirsiniz. Örneğin kadınlar üzerine genel bir blog yazmak yerine, sadece ayakkabı modası, sadece hamilelik üzerine bir içerik üretmek daha popüler yapabilir. Bununla birlikte video tabanlı içerik üretme şansınız varsa buna da bir an önce el atmakta fayda var. Kendinizi güzel görmeyebilirsiniz, sesiniz hoşunuza gitmeyebilir fakat bir süre sonra insanlar sizi sevecektir; kaliteli içerik üretirseniz.

Eğer açtığınız blog’ta belli bir seviyeye kadar ilerlerseniz markaların da sizi keşfetmesi uzun sürmez. Fakat 300-500 takipçi kazanıp markalara bunaltıcı emailler yazmayın. Takipet.com’a bu anlamda ciddi e-postalar geliyor fakat bu rakamlar için değerlendiremiyoruz;zamanımız yok. Bununla birlikte bu kişilere yakında bir imkan verip takipet.com resmi bloglarında (açılınca haberiniz kesin olur) yazar olarak para ya da ürün kazanma şansı vereceğiz. Bu imkanı veren marka ve firma sayısı emin olun her geçen gün artacaktır.

Freelance Çeviri

Çeviri yapabilecek kapasiteniz varsa, internetten para kazanma şansınız daha da artacaktır. Firma olarak bu tarz çalıştığımız bir çok arkadaşımız oldu. Ama tavsiyem daha önce yazdığım Freelancer Yol Haritası makaleme göz atmanız. O makalemde de belirttiğim gibi başlangıçta kuralları sıkıca belirleyin ve ücrette net olun.

Proje Yönetimi

Belli bir proje çevreniz varsa özellikle yazılım ya da diğer sektörlerde, projeler ile proje üretenleri bir araya getirip ya bu işlem için bir komisyon alıp aradan çekilerek ya da hakim olduğunuz bir proje ise süreci yöneterek para kazanabilirsiniz. Burada en sıkıntılı durum projeyi yaptırdığınız insanların sizi yarı yolda bırakma riski.

Yazılım ve Internet için konuşursak sürecin her aşamasında kaynak dosyaları edinmelisiniz, hatta günlük. Ve her zaman yedek tanıdığınız insanlar olsun.

Fabrika Kurmak Mümkün mü?

Ben her zaman söylerim iyi bir “ekiple” ve iyi projeler bularak küçük bir yazılım firması bir fabrika kadar cşro yapabilir. Bu en iyimser senaryoda olabilecek bir hayal. Ülkemizde adı geçen herkes için çeşitli baskı noktaları var. Firma sahipleri için, işini iyi bilmeyen çalışanlar, müşteri bulamama, kendini ifade edememe. Müşteriler için yetersiz çalışanlarla dolu firmalar, iletişim kurulamayan müşteri temsilcileri.

Aslında burada kendini güzel yetiştirmiş ve emek veren insanları bulmak temel baskıları hafifleştirecektir. Maalesef ülkemizdeki bilişim eğitimleri “beş para etmez”. İnsanımızın gidip Amerikayı bu nokytada model alması yerine Almanya ve İsviçre modellerini benimsemesi daha yararlı olacaktır. Zira Amerika modelinin kendine yararı olmadı; son krizde gördük. Almanya modeli teknik elemana daha fazla değer verir, iş üretme süreçlerini kısaltır ve kalite esaslıdır. Özellikle özel eğitim kurumlarının bu modellere yanaşması gerekmektedir.

Bilge Adam, Netron ve diğer eğitim kurumlarının içeriklerini bir kenara bırakıp “tarz” larını elden geçirmelerinde fayda görüyorum. Üzülerek söylüyorum ki bu kurumlardan sertifika almış insanlardan hiç bir zaman yeterli verimi alamadım.

İşini Sanal Ortama Taşımak

Internetten gelir elde etmenin en elle tutulur modeli budur. Varolan bir işiniz varsa, zaten bu konuda bir tecrübeniz bulunduğu aşikar. Profesyonel olarak bir danışmandan destek alıp, işinizin sanal ortama adaptasyonunu kolaylıkla sağlayabilirsiniz. Fakat unutmamanız gerekir ki sanal da olsa iş iş, ticaret ticarettir.

-devam edecek-

Tagged in , , ,

Dragons’ Den ve Girişimcilik Ruhumuz

Genel,Teknoloji 14 Ekim 2010 | 0 Comments

Dragons’ Den ve Girişimcilik Ruhumuz

Tıpkı Donald Trump’ın The Apprentices programından sonra yerli versiyorun “Çırak” programını ilgiyle takip ettiğim gibi, Dragons’ Den yerli versiyonunu da ilgiyle izliyorum. Yine gördüm ki toplum olarak “yerme” refleksimiz çok gelişmiş. Program yayınlandıktan sonra FriendFeed ve diğer sosyal mecralarda program içeriği ve bazen de standart huyumuz olarak “kişiler” üzerinde bir çok olumsuz eleştiri yapıldı. O zaman söyledim şu anda söylüyorum bu tarz eleştirilerin hiç birine açık değilim.Benim problemim eleştiri ile değil “tarz” ile. Genellikle olumsuz eleştiri yapan insanlardan bir çözüm önerisi de duymak isterim. Benim eleştiri felsefem budur. Eğer bir konu hakkında olumsuz bir görüş ifade edeceksem, bu eleştiri ile birlikte bir öneri ve kendimce olur yolunu da belirtmem gerekir.

Toplum olarak bu iğneleyici tutumdan vazgeçip, eldeki ürünü nasıl daha olgunlaştırabiliriz bunun yolunu aramamız gerekir. Programı ilgiyle izliyor hatta bazı bölümlerin tekrarını kayıtlarımdan veya TiViBu üzerinden gözden geçiriyorum. Yorumları anlayıp bir çıkarım yapmaya çalışıyorum. Bunu orijinal Dragons’ Den yayınlarında da yapıyordum ama ülkemiz “şartlarında” başarılı olmuş kişilerin tavsiyelerini daha değerli buluyorum.

Bu yazıyı 4. program yayınlanmadan önce yazdım ve merakla programı bekliyorum… Dragons’ Den devam ederse kesinlikle 2. ya da 3. sezona katılmayı düşünüyorum ama henüz eldeki projeler olgunlaşmadı. Gelecekle ilgili bir fikir oluşturmadan programa katılıp, serzenişte bulunmanın zaten anlamı yok:)

Yani, bekleyin beni Dragonlar geliyorum….

Tagged in , ,

iPad

Genel,Teknoloji,Ürünler 21 Şubat 2010 | 0 Comments

iPad

Kısa bir süre önce Apple bir tablet lansmanı yapacağını duyurdu. Kuşkusuz bu kimi tüketiciler için merakla, kimi üreticiler için endişeyle karşılandı.

Yapılan eleştiriler iPhone öncesine benzerlik gösteriyordu. Özellikle cihazın eksik donanımla (USB, Kamera) piyasaya sürüleceği çok eleştiri aldı.

Cihazın özelliklerine http://www.apple.com/ipad/ sayfasından erişebilirsiniz. Ben hayatımıza katacağı değerler üzerine yazmak istedim.

Mobil Yaşam

Öncelikle “mobilite” (hareket halinde bilgiye erişim) yönünden incelemek istiyorum. Evet iPhone ve diğer akıllı telefonlar özellikle 3G ile hayatımıza belli bir mobilite getirdi. Daha efektif ve verimli çalışmamızı sağlar oldular. Fakat sürekli PC’ mize bağlı kaldık.

iPad bu noktada PC bağımlımızı %90 bitirecektir. En azından ben öyle düşünüyorum. Tabi “iş” olarak bilgisayar başında değilseniz. Grafiker, yazılımcı vs vs.

iPad’ in en büyük yeniliği yayıncılık sektörüne getireceğine eminim. Son derece elverişli yapısı ve ekran teknolojisi sayesinde digital yayıncılık için bir çok yenilik sunacağı kesindir. Zira çok büyük satış hacmine ulaşan Apple Store en büyük koz olacaktır.

Bu yazıya başladıktan sonra Money Wired dergisinin iPad versiyonunu gördüm ve işte tam da anlatmak istediğim buydu:

Tagged in ,

Röportaj: Mustafa Sarıgül ile Sosyal Medya ve Siyaset

Genel 22 Şubat 2009 | 3 Comments

Röportaj: Mustafa Sarıgül ile Sosyal Medya ve Siyaset

2008-2009 dünya ve bizim için seçim ve sosyal medya dönemi olacak. ABD seçimlerinde özellikle sosyal medyanın kullanımında büyük gelişmeler gördük. Sosyal Medyayı en iyi şekilde kullanan Obama, seçimi kazandı ve gözler ülkemizdeki seçime çevrildi. Ülkemizde artan internet kullanımının bir sonucu olarak siyasetçilerimiz de bu mecradan yararlanma yoluna gittiler. Konu FriendFeed üzerinde enine boyuna tartışıldı. Ve bu tartışmanın çıkış noktası Mustafa Sarıgül. Çoğu kişi için, belki de varlığının bilinmediğini düşündüğü ortamlarda bir siyasetçiyi görmesi şaşkınlık vericiydi.

Becpu olarak sosyal medyaya yakışır şekilde, sayın Mustafa Sarıgül ile sosyal medya ve siyaset üzerine bir röportaj yaptık. Kendisine, bu yoğun temposunda zaman ayırdığı için tekrar teşekkür ediyoruz.

Uygun BODUR: Twitter, FriendFeed, Flickr,Facebook gibi sosyal medya araçlarında yaptığınız çalışmalar için, profesyonel danışmanlık hizmeti aldınız mı? Yoksa kendi içinizden (parti ya da belediye) bir ekip mi çıkardınız?

Mustafa Sarıgül: Sosyal ağların yönetimi, buralarda yaptığımız çalışmaları kendi gönüllü ekibimizin içindeki gençler yürütüyor. Sosyal ağlar üzerinde yurttaşlarımızı işin içine katmayı ve onlarla interaktif bir iletişim kurmayı amaçlıyoruz. Onları Şişli için proje geliştirme sürecine dahil ediyoruz. Şimdiye kadar yapılan seçim süreçlerinde yurttaşlarımıza hep ne yapmaları gerektiği söylendi. Oysa ki biz onları Şişli?de yaptığımız her işe ortak ediyoruz.


Önümüzde bir internet gerçeği var. Siyasal iletişim dil değiştiriyor ve biz de bunun gereklerini yerine getiriyoruz. Gençleri harekete geçirmenin en pratik yolu da internetten geçiyor. Benim etrafımda pırıl pırıl gençler var. Onlarla sürekli fikir alışverişinde bulunuyorum. Onların görüşlerine değer veriyorum. Onları aldığımız kararlara ortak ediyorum. Bir şeyin çok iyi farkındayım ki gençler bir şeyin dinleyicisi değil, sahibi olmak istiyorlar. Ben de o pırıl pırıl akıllardan azami ölçüde faydalanıyorum. Onları çalışmalara ortak ediyorum. Genç gönüllü sayımız bu yeni süreçte daha da artıyor.

Uygun BODUR: Becpu.com’ da daha önce Obama’nın sosyal medya kanallarına harcadığı rakamları vermiştik. Sizin de afişleriniz Obama’ nın seçim afişleri ile çok benzer. Twitter, FriendFeed gibi ortamlarda yaptığınız çalışmaları Obama’ dan esinlenerek mi hayata geçirdiniz? Fikir nasıl ortaya çıktı?

Mustafa Sarıgül: Bazı gerçekler vardır, siz istemeseniz de o sizi bulur. İnternet gerçeği de bunlardan biri. Ki biz zaten belediye çalışmalarımızda bu imkanları kullanıyorduk. Mesela Şişli TV ve yine nikah törenlerinin canlı olarak internet üzerinden izletilmesi… Yani düşünün ki nikaha gidemiyor ya da başka şehirde yurttaşımız. Açıyor web sayfamızı, tıklıyor an an nikah törenini izliyor. Orada olmuşçasına mutlu oluyor. Sosyal ağlar? Facebook duvarlarına bakın, insanlar nasıl tepki veriyorlar olaylara, üç aşağı beş yukarı çözümlersiniz. İnsanlar psikolojilerini o duvarlara yansıtıyorlar. Blog sayfalarında anında olaylara, durumlara yorum getiriyorlar. Aktif olarak paylaşıyorlar düşüncelerini. Biz de yurttaşlarımızı dinleyen, izleyen değil, yapılan her işe ortak etmenin sorumluluğu ile yerimizi alıyoruz.

Uygun BODUR: ABD seçimlerinde Youtube üzerindeki kanallar çok etkin rol oynadı. Sizin sosyal medya kanallarınıza baktığımızda video siteleri pek ön plana çıkmıyor. Mesela Youtube ya da izlesene.com üzerinde bir kanal açmayı düşündünüz mü?

Mustafa Sarıgül: Mustafasarigul.com da video paylaşımlarımızı yapıyoruz. Bunun yanında arkadaşlarımız video kanalı hazırlıklarını yürütüyorlar. Vimeo kullanacağımız platform olacak.

Uygun BODUR: Yurtdışındaki seçim kampanyalarında sosyal medya sitelerine verilen reklamlara ciddi bütçeler harcandı. Ekibiniz Facebook, Google Network ya da bloglarda banner yayınlamayı düşünüyor mu?

Mustafa Sarıgül: İnterneti bir defa katalog, broşür gibi tanıtım amaçlı kullanmıyoruz. Bu noktada gençlerle, yurttaşlarımla kişisel ve etkileşimli bir iletişim kuruyoruz. İnternet üzerindeki çalışmalarımızı da bu odak etrafında yürütüyoruz. Evet, şunu söyleyebilirim size rahatlıkla; ben siyasette internet kuşağının temsilcisiyim. Ve internet mecrasında nerede olmamız gerekiyorsa orada olacağız.

Uygun BODUR: Internet üzerinde yaptığınız çalışmalarda Şişli seçmeninin sosyal ve kültürel seviyesi etkili oldu mu?

Mustafa Sarıgül: Şişli?de 18-34 yaş arası nüfus oranı yaklaşık % 46. Her kesimden insan bir arada yaşamakla birlikte kültürel seviyesi yüksek bir ilçe Şişli. İnternet kullanım oranı Türkiye ortalamasının üzerinde. Tabi ki bu veriler de kullanıldı. Ama bundan daha da önemlisi gelecek! Evet, bu oranlar gelecekte daha da yükselecek. Şişlili öğrenciler Avrupa standartlarındaki okullarda eğitim görüyor. İlçedeki her okulu bilgisayar ağıyla donatmayı amaçlıyorum. Şişli?li çocuklarımızın çağdaş ve modern ortamlarda eğitim almaları için bitmez tükenmez bir enerjiyle çalışmaya devam edeceğim. Gelecek için en büyük zenginliğimiz çocuklarımız, onlara sahip olacakları en iyi eğitim koşullarını sunmak da bizim en önemli görevimizdir

Uygun BODUR: Twitter yurtdışında genellikle bir canlı yayın aracı olarak kullanıldı. Örneğin bir toplantıda konuşulan konu başlıklarının (twitter sms desteğ ile ) kısa kısa takipçilere iletilmesi gibi. Sizin twitter başlıklarına baktığımız da daha çok mitinglerin yer , zaman ve sonuç bilgileri mevcut. Bu yönde bir çalışma yapmayı düşündünüz mü?

Mustafa Sarıgül: İnsanları fazlasıyla mesajlara boğmak istemiyoruz. En büyük sıkıntılardan biri sms mesajları. İnsanlar bunlardan hakikaten çok sıkıldı. Bunun bizde farkındayız. Konuşmaları, toplantıları, önemli bilgileri bütün sosyal ağ?da paylaşıyoruz önceden.

Uygun BODUR: Bir yüzde vermek gerekirse sosyal medya harcamaları seçim bütçesi içinde nasıl bir yüzdeye sahip?

Mustafa Sarıgül: Sosyal ağlar diğer yöntemlere göre daha ekonomik kuşkusuz. Ama bunun yanında önemli olan interaktif iletişim sunma imkanı. Pay şimdilik küçük olsa da yarattığı sonuç, oynadığı rol oldukça büyük.

Uygun BODUR: FriendFeed ya da benzer bir platform üzerinde online ya da yarı online olarak gelen soruları yanıtlamayı düşündünüz mü?

Mustafa Sarıgül: Düşünmedik, yaptık da. Bu yönde gelen talepleri karşılamaya çalışıyorum yoğunluktan fırsat bulabildikçe. Facebook üzerinden gelen mesajlara mutlaka cevap veriyorum.

Uygun BODUR: Son olarak internet yasakları hakkındaki fikirlerinizi öğrenebilir miyiz?

Mustafa Sarıgül: Dünya ile bütünleşmeli ve bilgi toplumuna yönelmeliyiz. Bağımsız yaratıcı bireylerin özgürlük ortamında yetişebileceğinin altını çizmek istiyorum.
Mahkemeler tarafından web sitelerine erişimin yasaklanması kesin bir engelleme sağlamamakta, internet hakkında biraz teknik bilgisi olan bir kişi tarafından başka yollarla hala bu sitelere ulaşılabilmektedir. Uygulanan yasaklamalar, haklı bir nedene dayansa bile, en başta yurttaşlarımızı cezalandırmakta, onları çok da etkin olmayan bu yasakları aşma yollarını aramaya itmektedir. Bir alan adına erişimin tamamını kapatmak ya da bir alan adına ait IP numarasına erişimin tamamen kapatılması, bir kitap yasaklamak için koca bir kütüphaneyi kapatmak demektir. Alan adına yasak koymak, tüm yurttaşlarımızın o alan adı aracılığı ile birbirleriyle yapacakları iletişimi de yasaklamak anlamına gelmektedir ve Anayasa ve AB kriterlerine aykırıdır. Bu durum özgürlükçü fikirlerle çelişmektedir. Internet?in en önemli servislerinin kaynaştığı www?yi sansürlemek ile tek elde edebileceğimiz, bilgi çağında arka sıralarda kalmış bir toplumdur. Bunların aşılması; pire için yorganı yakmaktan vazgeçilmesi gerekiyor.

Tagged in ,

Kirtok.com 1.Blog Yarışması

Genel 8 Ocak 2009 | 0 Comments

Henüz geleneksel olmayan 1. Kirtok.com buluşmasında tanıştığım Ahmet Kırtok, kendi özel deneyim ve bilgi birikimini paylaştığı blogu kirtok.com’ da, biz Türk blog yazarlarını olaya ısındırma adına bir blog yarışması düzenliyor.

Geleneksel hale gelmesini temenni ettiğim bu yarışma ile, Ahmet Bey ABD’ de bizzat yaşadığı ve gözlemlediği blogların etkinliğine ülkemizde de dikkat çekmek istediği düşüncesindeyim. Gayette iyi yapıyor!

Hediyeler bir yana Ahmet Bey’in daha önceki görüşmemizde ve blogunda paylaştığı düşüncelerle bize hazır hediye yerine, hediyeyi aldırabilecek değerli fikirler aktardığına inanıyorum.

Yani Balık Tutmayı Öğretmeye Çalışıyor.

Buradan tekrar teşekkür ediyor değerli açılımlarının sürmesini temenni ediyorum.

Not: Ahmet Bey’in daha önceki yazısına istinaden 2.Kirtok.com buluşmasında : ) konuşabileceğimiz projelerimi hayata geçirmek için yoğun bir plan yapmış(tım) bulunuyorum. Bir aksilik olmazsa çok çok kısa bir süre sonra yeni projeler yayında.

Tagged in

İnsanoğlu Hala İlkel!

Genel 29 Aralık 2008 | 0 Comments

Şöyle bir durup düşününce insanlığın teknoloji bakımından hala ilkel yöntemler kullandığını düşünüyorum. Bir taraftan gelişen bilgisayar teknolojilerine, uzay araştırmalarında katedilen mesafeye bakınca, bir bulaşık makinasının bozulması garip geliyor insana. Bu kanımın oluşmasında etkili olan gözlemlerim şunlar.

Elektrik Üretimi: Basit mantık düşününce insanlığın elektiriği üretmek için yüksek bir alandan aşağı su boşaltmasını hala anlayamıyorum. Çok ilkel bir yöntem özünde. Aynı şekilde kömür, doğalgaz ve nükleer enerji kullanılarak elde edilen buhardan da bu şekilde faydanılması bazı potansiyellerin boşa harcandığı hissini edindiriyor bana. Belki de 250 gr kömürle yapabileceğimiz iş için tonlarca kömür harcıyoruz. Doğal kaynaklarımız hızla tükeniyor. Dünya gezegenini talan ediyoruz.

Otomobil ve Tekerlek: İşte diğer bir muamma. Bir aracı hareket ettirmek için bir şeklin döndürülmesi. Ve bu dönme hareketinin elde edilme yöntemi. Binlerce yıldır değişmeyen, geliştirilemeyen bir yöntem. İnsanoğlu nasıl olurda özünde bakınca yanıcı bir maddeyi patlatarak elde ettiği basıncı harekete çevirerek bunca yıl devam etmiştir. Hiç bir geliştirmede bulunmadan. Ha evet, daha iyi patlama yöntemleri bulundu… Bunlar konumuzun dışında. 

Evdeki sıcak su sorunu: Sıcak suyun gelmesi için musluğu açık tuttuğunuz olmuyor mu? Aptallık değil mi bu? Sıcak suyun oluşması için yine bir harekete ihtiyacımız var. Bu arada boşa akan Dünya gezegeninin kaynakları. Sınırsız sandığımız kaynaklar.

Bozulan Küçük Aletler ve Beyaz Eşyalar: Baştan da söyledim, insanoğlu bir taraftan uzay araştırmalarında yol katederken ofisimizde bozulan fax ya da fotokopi makinaları sizi çıldırtmıyor mu? Bu ne saçmalık!

Hala sanayinin bu kadar gelişmesine rağmen, her şey bolca üretilebildiği halde giderek dünyada aç yaşayan insan sayısı artmaktadır. Tam bir bencillik ve egoist politika örneği halimiz.

Görünen o ki insanlık aslında asıl sıçramayı gerçekleştiremedi. Bence bunun yolu kozmik enerjinin kullanılması ile mümkün olacak. Öyle ki, otomobilimizde, evdeki çamaşır makinasında dahi.

İşte o zaman bu gezegenin bir şansı olur….

Tagged in ,

Müşterisini Unutan Firmalar: Digiturk, Backup, Dr. Backup

Genel 14 Aralık 2008 | 9 Comments

Bazı firmaların üyeleri ya da kullanıcıları belli bir süre hizmet aldığı firmayı değiştirmez, memnun şeklde devam eder. Taki bir gün NEDEN diye sormaya başladığı zaman.

Bu firma bir cep telefonu operatörüde olabilir bir hizmet firması da….

İşte ben de Digiturk ve BackUp için bu noktadayım. Önce Digiturk’ ten başlayalım. Yaklaşık 4 senedir Digiturk üyesiyim. TV’ de peşpeşe sürekli kampanyalarını görüyorum. 14.90 ytl’ den başlayan fiyatlarla… Fakat digiturk bana ilk hayal kırıklığını yaklaşık 1.5yıl önce yaşattı. Yeni evime taşındığım sırada yeni çanak antene ihtiyaç duydum. Digiturk o sıralarda peynir ekmek gibi yeni uydu alıcısı ve çanak dağıttığı halde bana çanak anten ücretini karşılayamayacağını belirtti. Yani ben çanak taktırmazsam benden aylık ücret almaya devam edecekti. Bütün girişimlerim bir sonuç vermedi ve sanırım 50 ytl gibi bir fiyata kendim çanak anten alıp taktırdım.(Kendi servislerine…) Şu an aile paketi abonesiyim ve aylık 35 ytl’ den biraz fazla para ödüyorum. Senelik 400 ytl’ den fazla. Ve şu ilginçlikle karşılaştım eğer borcumu geç ödersem trt 1 ve SkyTurk! haricindeki kanallar kapanıyor. Ücretsiz, karasal yayınla bile alınabilecek bir yayını bilerek kesiyor yani. Sonuçta bir süredir TV reklamlarında dönen kampanyalarıda hesaba katarak DigiTurk bünyesinde çalışan pazarlamacı ve promosyoncu arkadaşların sadece yeni üyeye odaklanıp 1 yıl onları bağlamaya kafa yorduklarını ve eski müşteri kitlesini yok saydıklarını düşünmeye başladım. Nezaketen de olsa halimizi soran  yok yani:)

Ocak itibariyle DigiTurk üyeliğimi bitirmeye karar verdim. Şu an başvuracağım en büyük alternatif D-Smart. İnceleyince D-Smartın sisteminin orta ve uzun vadede daha iyi olduğunu gördüm. D-Smart’ ın DigiTurk’ ten müşteri koparmasının da uydu alıcısı fiyatını biraz daha düşürerek (390 ytl) çok daha kolay olacağı düşüncesindeyim. Tanıdığım bazı arkadaşlarımın toplam para vermedikleri ve fatura ile bu ödemeyi yaptıkları için standart uydu yerine digiturk aldıklarını biliyorum.

Sonuçta DigiTurk beni kaybetmiş oldu.

Diğer bir firmada BACKUP(Backup ve Doktor Backup). Backup için üyeliğimin yenilenmesi gerektiği ile ilgili bir telefon aldım. Ben de kendilerine olumlu cevap verdim fakat bir aksilik oldu ve ay sonuna denk geldiği için kk limit problemi yaşadım. Telefondaki bayanın satışa yönelik ısrarları beni sinirlendirdi ve telefonu o şekilde kapattım. Bir diğer kızdığım nokta Backup üyesi olarak alabileceğim bir çok hizmetin bana haber verilmemiş olması. Hiç bir şekilde bana aylık e-postalar ve dergiler ulaşmıyordu. Telefondaki hanım bana backup yetkililerini arayarak hakkımı! aramamı tavsiye etti! Ben de bunun benim görevim değil hizmeti veren firmanın işi olduğunu belirttim. Diğer bir hayal kırıklığı ise Doktor Backup. Tam bir facia hizmet. İlk3 ayda olması gereken check-up ve kontroller 10 ay oldu olmadı. Hayatımda para ödediğim en gereksiz iş oldu diyebilirim. Özellikle başta söylenen hastahanelerde indirim var vs olayı tamamen yalan oldu. Hiç bir hastahane onların indirimini kabul etmiyor. Backup ve Dr. Backup üyelklerimi de yeni yılla birlikte bitiriyorum.

Bu firmadaki pazarlama ekibinin ne iş yaptıkları hakkında en ufak br farkındalıkları bulunmuyor. Digitürk TV izleme trendlerinin zayıfladığı bir dönemde üste para vererek tv izleyen br müşterisin değerlendiremiyor. Backup ise  asıl amacı olan ayrıcalıklı hizmetleri hakkında, müşterisini bilgilendirmekten aciz; zaten anlatılması zor bir iş yaptıkları halde.

Rakip firmaların bu açıkları iyi değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum… 

Not: Şu an Turkcell kullanıcısıyım, bazı sorunlarım oldu ama hala devam ediyorum…

Tagged in , ,

FinansBank’ ın Yaptığı Cinlik

Genel 12 Aralık 2008 | 5 Comments

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10554078.asp?gid=229 adresinde detayları verilen haberde görüleceği üzere bankalar her durumda su üstünde olmayı beceriyor. Bu tarz haberlere herkes ulaşamadığı için alınan kararlar çok fazla zarar vermiyor. Bu olayın gelişme sürecine göre ben de aynı yöntemi izlemeyi düşünüyorum.