Browsing archives for 'Genel'

iPad

Genel, Teknoloji, Ürünler 21 Şubat 2010 | 0 Comments

iPad

Kısa bir süre önce Apple bir tablet lansmanı yapacağını duyurdu. Kuşkusuz bu kimi tüketiciler için merakla, kimi üreticiler için endişeyle karşılandı.

Yapılan eleştiriler iPhone öncesine benzerlik gösteriyordu. Özellikle cihazın eksik donanımla (USB, Kamera) piyasaya sürüleceği çok eleştiri aldı.

Cihazın özelliklerine http://www.apple.com/ipad/ sayfasından erişebilirsiniz. Ben hayatımıza katacağı değerler üzerine yazmak istedim.

Mobil Yaşam

Öncelikle “mobilite” (hareket halinde bilgiye erişim) yönünden incelemek istiyorum. Evet iPhone ve diğer akıllı telefonlar özellikle 3G ile hayatımıza belli bir mobilite getirdi. Daha efektif ve verimli çalışmamızı sağlar oldular. Fakat sürekli PC’ mize bağlı kaldık.

iPad bu noktada PC bağımlımızı %90 bitirecektir. En azından ben öyle düşünüyorum. Tabi “iş” olarak bilgisayar başında değilseniz. Grafiker, yazılımcı vs vs.

iPad’ in en büyük yeniliği yayıncılık sektörüne getireceğine eminim. Son derece elverişli yapısı ve ekran teknolojisi sayesinde digital yayıncılık için bir çok yenilik sunacağı kesindir. Zira çok büyük satış hacmine ulaşan Apple Store en büyük koz olacaktır.

Bu yazıya başladıktan sonra Money Wired dergisinin iPad versiyonunu gördüm ve işte tam da anlatmak istediğim buydu:

Tagged in ,

Röportaj: Mustafa Sarıgül ile Sosyal Medya ve Siyaset

Genel 22 Şubat 2009 | 3 Comments

Röportaj: Mustafa Sarıgül ile Sosyal Medya ve Siyaset

2008-2009 dünya ve bizim için seçim ve sosyal medya dönemi olacak. ABD seçimlerinde özellikle sosyal medyanın kullanımında büyük gelişmeler gördük. Sosyal Medyayı en iyi şekilde kullanan Obama, seçimi kazandı ve gözler ülkemizdeki seçime çevrildi. Ülkemizde artan internet kullanımının bir sonucu olarak siyasetçilerimiz de bu mecradan yararlanma yoluna gittiler. Konu FriendFeed üzerinde enine boyuna tartışıldı. Ve bu tartışmanın çıkış noktası Mustafa Sarıgül. Çoğu kişi için, belki de varlığının bilinmediğini düşündüğü ortamlarda bir siyasetçiyi görmesi şaşkınlık vericiydi.

Becpu olarak sosyal medyaya yakışır şekilde, sayın Mustafa Sarıgül ile sosyal medya ve siyaset üzerine bir röportaj yaptık. Kendisine, bu yoğun temposunda zaman ayırdığı için tekrar teşekkür ediyoruz.

Uygun BODUR: Twitter, FriendFeed, Flickr,Facebook gibi sosyal medya araçlarında yaptığınız çalışmalar için, profesyonel danışmanlık hizmeti aldınız mı? Yoksa kendi içinizden (parti ya da belediye) bir ekip mi çıkardınız?

Mustafa Sarıgül: Sosyal ağların yönetimi, buralarda yaptığımız çalışmaları kendi gönüllü ekibimizin içindeki gençler yürütüyor. Sosyal ağlar üzerinde yurttaşlarımızı işin içine katmayı ve onlarla interaktif bir iletişim kurmayı amaçlıyoruz. Onları Şişli için proje geliştirme sürecine dahil ediyoruz. Şimdiye kadar yapılan seçim süreçlerinde yurttaşlarımıza hep ne yapmaları gerektiği söylendi. Oysa ki biz onları Şişli?de yaptığımız her işe ortak ediyoruz.


Önümüzde bir internet gerçeği var. Siyasal iletişim dil değiştiriyor ve biz de bunun gereklerini yerine getiriyoruz. Gençleri harekete geçirmenin en pratik yolu da internetten geçiyor. Benim etrafımda pırıl pırıl gençler var. Onlarla sürekli fikir alışverişinde bulunuyorum. Onların görüşlerine değer veriyorum. Onları aldığımız kararlara ortak ediyorum. Bir şeyin çok iyi farkındayım ki gençler bir şeyin dinleyicisi değil, sahibi olmak istiyorlar. Ben de o pırıl pırıl akıllardan azami ölçüde faydalanıyorum. Onları çalışmalara ortak ediyorum. Genç gönüllü sayımız bu yeni süreçte daha da artıyor.

Uygun BODUR: Becpu.com’ da daha önce Obama’nın sosyal medya kanallarına harcadığı rakamları vermiştik. Sizin de afişleriniz Obama’ nın seçim afişleri ile çok benzer. Twitter, FriendFeed gibi ortamlarda yaptığınız çalışmaları Obama’ dan esinlenerek mi hayata geçirdiniz? Fikir nasıl ortaya çıktı?

Mustafa Sarıgül: Bazı gerçekler vardır, siz istemeseniz de o sizi bulur. İnternet gerçeği de bunlardan biri. Ki biz zaten belediye çalışmalarımızda bu imkanları kullanıyorduk. Mesela Şişli TV ve yine nikah törenlerinin canlı olarak internet üzerinden izletilmesi… Yani düşünün ki nikaha gidemiyor ya da başka şehirde yurttaşımız. Açıyor web sayfamızı, tıklıyor an an nikah törenini izliyor. Orada olmuşçasına mutlu oluyor. Sosyal ağlar? Facebook duvarlarına bakın, insanlar nasıl tepki veriyorlar olaylara, üç aşağı beş yukarı çözümlersiniz. İnsanlar psikolojilerini o duvarlara yansıtıyorlar. Blog sayfalarında anında olaylara, durumlara yorum getiriyorlar. Aktif olarak paylaşıyorlar düşüncelerini. Biz de yurttaşlarımızı dinleyen, izleyen değil, yapılan her işe ortak etmenin sorumluluğu ile yerimizi alıyoruz.

Uygun BODUR: ABD seçimlerinde Youtube üzerindeki kanallar çok etkin rol oynadı. Sizin sosyal medya kanallarınıza baktığımızda video siteleri pek ön plana çıkmıyor. Mesela Youtube ya da izlesene.com üzerinde bir kanal açmayı düşündünüz mü?

Mustafa Sarıgül: Mustafasarigul.com da video paylaşımlarımızı yapıyoruz. Bunun yanında arkadaşlarımız video kanalı hazırlıklarını yürütüyorlar. Vimeo kullanacağımız platform olacak.

Uygun BODUR: Yurtdışındaki seçim kampanyalarında sosyal medya sitelerine verilen reklamlara ciddi bütçeler harcandı. Ekibiniz Facebook, Google Network ya da bloglarda banner yayınlamayı düşünüyor mu?

Mustafa Sarıgül: İnterneti bir defa katalog, broşür gibi tanıtım amaçlı kullanmıyoruz. Bu noktada gençlerle, yurttaşlarımla kişisel ve etkileşimli bir iletişim kuruyoruz. İnternet üzerindeki çalışmalarımızı da bu odak etrafında yürütüyoruz. Evet, şunu söyleyebilirim size rahatlıkla; ben siyasette internet kuşağının temsilcisiyim. Ve internet mecrasında nerede olmamız gerekiyorsa orada olacağız.

Uygun BODUR: Internet üzerinde yaptığınız çalışmalarda Şişli seçmeninin sosyal ve kültürel seviyesi etkili oldu mu?

Mustafa Sarıgül: Şişli?de 18-34 yaş arası nüfus oranı yaklaşık % 46. Her kesimden insan bir arada yaşamakla birlikte kültürel seviyesi yüksek bir ilçe Şişli. İnternet kullanım oranı Türkiye ortalamasının üzerinde. Tabi ki bu veriler de kullanıldı. Ama bundan daha da önemlisi gelecek! Evet, bu oranlar gelecekte daha da yükselecek. Şişlili öğrenciler Avrupa standartlarındaki okullarda eğitim görüyor. İlçedeki her okulu bilgisayar ağıyla donatmayı amaçlıyorum. Şişli?li çocuklarımızın çağdaş ve modern ortamlarda eğitim almaları için bitmez tükenmez bir enerjiyle çalışmaya devam edeceğim. Gelecek için en büyük zenginliğimiz çocuklarımız, onlara sahip olacakları en iyi eğitim koşullarını sunmak da bizim en önemli görevimizdir

Uygun BODUR: Twitter yurtdışında genellikle bir canlı yayın aracı olarak kullanıldı. Örneğin bir toplantıda konuşulan konu başlıklarının (twitter sms desteğ ile ) kısa kısa takipçilere iletilmesi gibi. Sizin twitter başlıklarına baktığımız da daha çok mitinglerin yer , zaman ve sonuç bilgileri mevcut. Bu yönde bir çalışma yapmayı düşündünüz mü?

Mustafa Sarıgül: İnsanları fazlasıyla mesajlara boğmak istemiyoruz. En büyük sıkıntılardan biri sms mesajları. İnsanlar bunlardan hakikaten çok sıkıldı. Bunun bizde farkındayız. Konuşmaları, toplantıları, önemli bilgileri bütün sosyal ağ?da paylaşıyoruz önceden.

Uygun BODUR: Bir yüzde vermek gerekirse sosyal medya harcamaları seçim bütçesi içinde nasıl bir yüzdeye sahip?

Mustafa Sarıgül: Sosyal ağlar diğer yöntemlere göre daha ekonomik kuşkusuz. Ama bunun yanında önemli olan interaktif iletişim sunma imkanı. Pay şimdilik küçük olsa da yarattığı sonuç, oynadığı rol oldukça büyük.

Uygun BODUR: FriendFeed ya da benzer bir platform üzerinde online ya da yarı online olarak gelen soruları yanıtlamayı düşündünüz mü?

Mustafa Sarıgül: Düşünmedik, yaptık da. Bu yönde gelen talepleri karşılamaya çalışıyorum yoğunluktan fırsat bulabildikçe. Facebook üzerinden gelen mesajlara mutlaka cevap veriyorum.

Uygun BODUR: Son olarak internet yasakları hakkındaki fikirlerinizi öğrenebilir miyiz?

Mustafa Sarıgül: Dünya ile bütünleşmeli ve bilgi toplumuna yönelmeliyiz. Bağımsız yaratıcı bireylerin özgürlük ortamında yetişebileceğinin altını çizmek istiyorum.
Mahkemeler tarafından web sitelerine erişimin yasaklanması kesin bir engelleme sağlamamakta, internet hakkında biraz teknik bilgisi olan bir kişi tarafından başka yollarla hala bu sitelere ulaşılabilmektedir. Uygulanan yasaklamalar, haklı bir nedene dayansa bile, en başta yurttaşlarımızı cezalandırmakta, onları çok da etkin olmayan bu yasakları aşma yollarını aramaya itmektedir. Bir alan adına erişimin tamamını kapatmak ya da bir alan adına ait IP numarasına erişimin tamamen kapatılması, bir kitap yasaklamak için koca bir kütüphaneyi kapatmak demektir. Alan adına yasak koymak, tüm yurttaşlarımızın o alan adı aracılığı ile birbirleriyle yapacakları iletişimi de yasaklamak anlamına gelmektedir ve Anayasa ve AB kriterlerine aykırıdır. Bu durum özgürlükçü fikirlerle çelişmektedir. Internet?in en önemli servislerinin kaynaştığı www?yi sansürlemek ile tek elde edebileceğimiz, bilgi çağında arka sıralarda kalmış bir toplumdur. Bunların aşılması; pire için yorganı yakmaktan vazgeçilmesi gerekiyor.

Tagged in ,

Kirtok.com 1.Blog Yarışması

Genel 8 Ocak 2009 | 0 Comments

Henüz geleneksel olmayan 1. Kirtok.com buluşmasında tanıştığım Ahmet Kırtok, kendi özel deneyim ve bilgi birikimini paylaştığı blogu kirtok.com’ da, biz Türk blog yazarlarını olaya ısındırma adına bir blog yarışması düzenliyor.

Geleneksel hale gelmesini temenni ettiğim bu yarışma ile, Ahmet Bey ABD’ de bizzat yaşadığı ve gözlemlediği blogların etkinliğine ülkemizde de dikkat çekmek istediği düşüncesindeyim. Gayette iyi yapıyor!

Hediyeler bir yana Ahmet Bey’in daha önceki görüşmemizde ve blogunda paylaştığı düşüncelerle bize hazır hediye yerine, hediyeyi aldırabilecek değerli fikirler aktardığına inanıyorum.

Yani Balık Tutmayı Öğretmeye Çalışıyor.

Buradan tekrar teşekkür ediyor değerli açılımlarının sürmesini temenni ediyorum.

Not: Ahmet Bey’in daha önceki yazısına istinaden 2.Kirtok.com buluşmasında : ) konuşabileceğimiz projelerimi hayata geçirmek için yoğun bir plan yapmış(tım) bulunuyorum. Bir aksilik olmazsa çok çok kısa bir süre sonra yeni projeler yayında.

Tagged in

İnsanoğlu Hala İlkel!

Genel 29 Aralık 2008 | 0 Comments

Şöyle bir durup düşününce insanlığın teknoloji bakımından hala ilkel yöntemler kullandığını düşünüyorum. Bir taraftan gelişen bilgisayar teknolojilerine, uzay araştırmalarında katedilen mesafeye bakınca, bir bulaşık makinasının bozulması garip geliyor insana. Bu kanımın oluşmasında etkili olan gözlemlerim şunlar.

Elektrik Üretimi: Basit mantık düşününce insanlığın elektiriği üretmek için yüksek bir alandan aşağı su boşaltmasını hala anlayamıyorum. Çok ilkel bir yöntem özünde. Aynı şekilde kömür, doğalgaz ve nükleer enerji kullanılarak elde edilen buhardan da bu şekilde faydanılması bazı potansiyellerin boşa harcandığı hissini edindiriyor bana. Belki de 250 gr kömürle yapabileceğimiz iş için tonlarca kömür harcıyoruz. Doğal kaynaklarımız hızla tükeniyor. Dünya gezegenini talan ediyoruz.

Otomobil ve Tekerlek: İşte diğer bir muamma. Bir aracı hareket ettirmek için bir şeklin döndürülmesi. Ve bu dönme hareketinin elde edilme yöntemi. Binlerce yıldır değişmeyen, geliştirilemeyen bir yöntem. İnsanoğlu nasıl olurda özünde bakınca yanıcı bir maddeyi patlatarak elde ettiği basıncı harekete çevirerek bunca yıl devam etmiştir. Hiç bir geliştirmede bulunmadan. Ha evet, daha iyi patlama yöntemleri bulundu… Bunlar konumuzun dışında. 

Evdeki sıcak su sorunu: Sıcak suyun gelmesi için musluğu açık tuttuğunuz olmuyor mu? Aptallık değil mi bu? Sıcak suyun oluşması için yine bir harekete ihtiyacımız var. Bu arada boşa akan Dünya gezegeninin kaynakları. Sınırsız sandığımız kaynaklar.

Bozulan Küçük Aletler ve Beyaz Eşyalar: Baştan da söyledim, insanoğlu bir taraftan uzay araştırmalarında yol katederken ofisimizde bozulan fax ya da fotokopi makinaları sizi çıldırtmıyor mu? Bu ne saçmalık!

Hala sanayinin bu kadar gelişmesine rağmen, her şey bolca üretilebildiği halde giderek dünyada aç yaşayan insan sayısı artmaktadır. Tam bir bencillik ve egoist politika örneği halimiz.

Görünen o ki insanlık aslında asıl sıçramayı gerçekleştiremedi. Bence bunun yolu kozmik enerjinin kullanılması ile mümkün olacak. Öyle ki, otomobilimizde, evdeki çamaşır makinasında dahi.

İşte o zaman bu gezegenin bir şansı olur….

Tagged in ,

Müşterisini Unutan Firmalar: Digiturk, Backup, Dr. Backup

Genel 14 Aralık 2008 | 5 Comments

Bazı firmaların üyeleri ya da kullanıcıları belli bir süre hizmet aldığı firmayı değiştirmez, memnun şeklde devam eder. Taki bir gün NEDEN diye sormaya başladığı zaman.

Bu firma bir cep telefonu operatörüde olabilir bir hizmet firması da….

İşte ben de Digiturk ve BackUp için bu noktadayım. Önce Digiturk’ ten başlayalım. Yaklaşık 4 senedir Digiturk üyesiyim. TV’ de peşpeşe sürekli kampanyalarını görüyorum. 14.90 ytl’ den başlayan fiyatlarla… Fakat digiturk bana ilk hayal kırıklığını yaklaşık 1.5yıl önce yaşattı. Yeni evime taşındığım sırada yeni çanak antene ihtiyaç duydum. Digiturk o sıralarda peynir ekmek gibi yeni uydu alıcısı ve çanak dağıttığı halde bana çanak anten ücretini karşılayamayacağını belirtti. Yani ben çanak taktırmazsam benden aylık ücret almaya devam edecekti. Bütün girişimlerim bir sonuç vermedi ve sanırım 50 ytl gibi bir fiyata kendim çanak anten alıp taktırdım.(Kendi servislerine…) Şu an aile paketi abonesiyim ve aylık 35 ytl’ den biraz fazla para ödüyorum. Senelik 400 ytl’ den fazla. Ve şu ilginçlikle karşılaştım eğer borcumu geç ödersem trt 1 ve SkyTurk! haricindeki kanallar kapanıyor. Ücretsiz, karasal yayınla bile alınabilecek bir yayını bilerek kesiyor yani. Sonuçta bir süredir TV reklamlarında dönen kampanyalarıda hesaba katarak DigiTurk bünyesinde çalışan pazarlamacı ve promosyoncu arkadaşların sadece yeni üyeye odaklanıp 1 yıl onları bağlamaya kafa yorduklarını ve eski müşteri kitlesini yok saydıklarını düşünmeye başladım. Nezaketen de olsa halimizi soran  yok yani:)

Ocak itibariyle DigiTurk üyeliğimi bitirmeye karar verdim. Şu an başvuracağım en büyük alternatif D-Smart. İnceleyince D-Smartın sisteminin orta ve uzun vadede daha iyi olduğunu gördüm. D-Smart’ ın DigiTurk’ ten müşteri koparmasının da uydu alıcısı fiyatını biraz daha düşürerek (390 ytl) çok daha kolay olacağı düşüncesindeyim. Tanıdığım bazı arkadaşlarımın toplam para vermedikleri ve fatura ile bu ödemeyi yaptıkları için standart uydu yerine digiturk aldıklarını biliyorum.

Sonuçta DigiTurk beni kaybetmiş oldu.

Diğer bir firmada BACKUP(Backup ve Doktor Backup). Backup için üyeliğimin yenilenmesi gerektiği ile ilgili bir telefon aldım. Ben de kendilerine olumlu cevap verdim fakat bir aksilik oldu ve ay sonuna denk geldiği için kk limit problemi yaşadım. Telefondaki bayanın satışa yönelik ısrarları beni sinirlendirdi ve telefonu o şekilde kapattım. Bir diğer kızdığım nokta Backup üyesi olarak alabileceğim bir çok hizmetin bana haber verilmemiş olması. Hiç bir şekilde bana aylık e-postalar ve dergiler ulaşmıyordu. Telefondaki hanım bana backup yetkililerini arayarak hakkımı! aramamı tavsiye etti! Ben de bunun benim görevim değil hizmeti veren firmanın işi olduğunu belirttim. Diğer bir hayal kırıklığı ise Doktor Backup. Tam bir facia hizmet. İlk3 ayda olması gereken check-up ve kontroller 10 ay oldu olmadı. Hayatımda para ödediğim en gereksiz iş oldu diyebilirim. Özellikle başta söylenen hastahanelerde indirim var vs olayı tamamen yalan oldu. Hiç bir hastahane onların indirimini kabul etmiyor. Backup ve Dr. Backup üyelklerimi de yeni yılla birlikte bitiriyorum.

Bu firmadaki pazarlama ekibinin ne iş yaptıkları hakkında en ufak br farkındalıkları bulunmuyor. Digitürk TV izleme trendlerinin zayıfladığı bir dönemde üste para vererek tv izleyen br müşterisin değerlendiremiyor. Backup ise  asıl amacı olan ayrıcalıklı hizmetleri hakkında, müşterisini bilgilendirmekten aciz; zaten anlatılması zor bir iş yaptıkları halde.

Rakip firmaların bu açıkları iyi değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum… 

Not: Şu an Turkcell kullanıcısıyım, bazı sorunlarım oldu ama hala devam ediyorum…

Tagged in , ,

FinansBank’ ın Yaptığı Cinlik

Genel 12 Aralık 2008 | 5 Comments

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10554078.asp?gid=229 adresinde detayları verilen haberde görüleceği üzere bankalar her durumda su üstünde olmayı beceriyor. Bu tarz haberlere herkes ulaşamadığı için alınan kararlar çok fazla zarar vermiyor. Bu olayın gelişme sürecine göre ben de aynı yöntemi izlemeyi düşünüyorum.

Milli Eğitim Bakanına Mektup

Genel 7 Aralık 2008 | 2 Comments

Bir kaç hafta önce milli eğitim bakanını televizyonda gördüm. Bir okulda pilot proje kapsamında netbook dağıtmışlar ve öğrencilerin görüşleri soruluyor. Öğrenciler hemen olayı nasıl çözdülerse (ezberden) “şimdi derlerimiz daha güzel olacak”, “daha iyi anlayacağız” gibi bazı cümleler sarfediyorlar. 2008 senesinde millli eğitim bakanı bu pilot projeyi öven bir konuşma yapıyor.

Sormak istiyorum, bu bilgisayar dağıttığınız öğrenciler evde internete girince ne yapacaklar. Nasıl bu başarının devamını getirecekler. Ülkedeki kütüphane rezaletini nasıl bertaraf edecekler. Ayrıca geçenlerde MEB ödev sitelerini incelemeye aldığını duyurmuş. Peki yine soruyorum Türkçe kaynağın olmadığı bir internette öğrenciler ne yapacak. Bu çocukları internetin zararlı içeriğine iten yine MEB’ in kendisidir. Bu çocuklara gidecek kütüphane oluşturmayarak herşeyi internete bırakan yine MEB’ dir.

Buradan açıklıyorum. Sayın yetkililer, internet bir eğitim aracı değildir Türkiye’ de. Bu ülkede kütüphanelere önem verilmedikçe, yabancı dili arapça yöntemiyle öğretmeyi bırakmadıkça yetişen nesilin bu ülkeye yararı olmaz. Bugün kü POSTA gazetesinde (gazetenin internet sitesi çalışmadığı için link veremiyorum) okullarda okutulan kitaplardan örnek cümleler verilmiş ve şu çıkarım yapılmış: Eğitim sistemimiz, öğrencilere, bu Dünyadaki en büyük ulusun Türk ulusu olduğunu, her yabancının gavur olarak nitelendirildiğini ve global kültürün ülkemizi bölmeye yönelik bir çalışma olduğunu ayrıca her Türkün asker doğduğunu ve her an savaşmaya hazır olduğunu belirtiyor. Ve soruyor gazete, nerede kaldı hoşgörü, nerede kaldı dinlerin kardeşliği??

Eğitim sistemimiz gerçekten içler acısı. İmkanı olan kişiler özel okullarda daha sistemli bir eğitimi çocuklarına aldırabiliyor. Özel okulların durumu hakkında daha sonra bir yazı ekleyeceğim!

Son zamanlarda bir diğer gözüme çarpan haber ise YÖK’ün okullardan asker ve polisi çıkarma çabaları. Bu işlerin haber olması bile yüz kızartıcı ama bu süreçten geçmemiz gerekecek galiba. Ben bu hükümetin YÖK’ü kaldıracağına çok inanmıştım ama kontrol ellerine geçince ne olur ne olmaz diye tuttukları açık.

Bu ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmasının tek yolu eğitimdir. Geri kalan her şey teferruattır. Eğitimin olmadığı her yer ama her yer karanlıktır. Ve karanlıkları ülke içinden ve dışından herkes yönlendirebilir.

Tagged in ,

Olması gerektiği zaman…

Genel 6 Aralık 2008 | 0 Comments

Internette yazarlığım aslında yıllar önceye dayanır. Yazarlık yaptığım çok az site şu an yayında. Türk insanının en büyük handikapı yüksek sayıda internet kullanıcı olduğu halde, kullandıkları servisler bakımından verimli bir kitle olarak görünmemesidir.

Bunun en büyük nedenlerinden biri oluşturulan içeriğin çalıntı olması ve internette insanların vakit değerlendirmek yerine zaman geçirmeye önem vermeleridir. Alexa ilk 100 site sıralamasına bakarsanız bu rahatlıkla anlaşılabilir.

Bu gibi sebeplerden ötürü doğru zamanın gelmesi için bekledim. Yaşadığım çok olay var bunların hepsini gözden geçirerek burada aktaracağım.

Merhaba blogosfer!