Projeperestlik ve Çok Seslilik

Proje Felsefesi 23 Mart 2009 | 0 Comments

Daha önce projeperestlik kavramını işlemiş ve gerektiğinde projeperest olmamanın önemini vurgulamıştım.  Ama şunu belirtmek gerekir ki projeperesti olduğumuz her fikrin bir potansiyeli olabilir. En doğrusu fikirlerimiz içinden bulunduğumuz zaman dilimine ve sosyo-ekonomik durumumuz ile çevresel potansiyelimize uygun olan seçimi yapabilmek. İşte bu “kararı” yerinde verebilenler başarılı işler ortaya çıkarabilirler. 

Peki, verdiğimiz proje kararının projeperest olmadığını nasıl anlarız? Bunu kendi kendimize ortaya çıkarmamız zor olabilir. Bu durumda çevremizde bulunan ve size karşı fikirlerini dürüstçe söyleyip fikrinizin olgunlaşmasına yardımcı olabilecek arkadaşlarınızı kullanabilirsiniz.

Bu noktada çoğu insan fikirlerinin kopyalanabileceğinden endişe duyabilir. Burada zaten sizinle aynı seviyede olanlardan ve fikrinizi kopyalayabilecek insanlardan kesinlikle söz etmiyorum. Özellikle projelerinizi kullanma potansiyeli olanlarla bu fikir alışverişini yaparsanız çok yerinde olur. Size gelen soruları ve eleştirileri can kulağı ile dinleyip belkide not etmeniz gerekebilir. Kendi yaptığı işi iyi yapan bir kişiye birazcık yazılım proje mantığını aşıladığınızda size çok doğru fikirler verebilir.

Tagged in ,

Projeperestlik!

Proje Felsefesi 14 Şubat 2009 | 1 Comment

Gün geçmiyorki şu hayatta kendimizle ve yaşantımızla ilgili bir çok yenilik öğrenmiş olmayalım. Bahsettiğim yenilik kendi kendimize keşfettiklerimiz.

Yazılım gibi bir sektörde çalışınca kafadan onlarca yeni düşünce geçmemesi imkansız. Özellikle içinizde 1 damla girişimcilik ruhu varsa onlarca düşüncenin yanına, onlarca proje ekleniyor.

Proje, onu düşünen ve hayal eden için bir bebektir. Onu alıp, özenle büyütmek ister, mürvetini görmek ister. Fakat ben her zaman, projeyi bir canlıya benzetmeme rağmen, onu çok az, uysal bir insana benzetirim. Çünkü proje, yeri geldiğinde sizi yutacak bir canavar olabilir.

Asıl konumuz, zaman ve maddi kaynağın önemli olduğu günümüzde aklımızdan geçen onlarca projeden değerli olanını nasıl seçeceğimiz. Proje sahibi olarak, girişim sırasında hatta proje sürecinin ortasında, giriştiğimiz işin ileride bizi yutacağını farkettiğimiz de ya da artık odak noktası olmayan bir konuda proje geliştirdiğimizi anladığımızda ne yapacağız?

Bu noktada, kimi insanların projelerinin esiri olduğunu ve gözlerini bir sis bulutunun kapladığını gördüm. Hatta öyleki bu proje sahipleri çevrelerindekilerini bile kendi projelerine, bir misyoner edasıyla, taptırabilmektedirler. Ben bunlara PROJEPEREST diyorum. Bu tarz insanlarla tanıştım. Hatta beni dahi misyonlarına inandıranlar oldu!

Projeperestleri çevremizde aramak yerine, arasıra durup kendimize de bakmak lazım. Özellikle internet projeleri geliştiriyorsak, binlerce kullanıcı söz konusu demektir. Hesap edemediğimiz bir çok nokta ve bakış açısı olabilir. Atalarımızın dediği gibi, “Zararın neresinden dönülse kardır” diyebilmek için, Ben projeperestmiyim? sormamız gerekir.

Şu soru sorulabilir, Doğru bir proje de projepertlik yararlı olmaz mı? 1M$ için rus ruleti de bence benzer anlam taşıyabilir. Her şeyin fazlası zarar demişler. Ne olursa olsun özellikle projelerimizde kontrolümüzü kaybetmememiz gerekir.

Tagged in ,